Akdeniz'in incisi ''Antalya''

2012-12-04

Genel Özellikleri

Akdeniz kıyısının en gözde tatil yeri olma özelliğini her zaman koruyabilmiştir. Eşsiz bir doğa güzelliğine sahip olan Antalya, yüksekliği 3086 metrelere varan Toros Dağları'yla çevrilidir. Toros Dağları’ndan akan küçük büyük akarsular, ayrı bir güzellik katarlar Antalya’nın doğasına. Hemen hemen her çeşit bitki ve meyve yetişir bu topraklarda. Özellikle;  portakal, limon ve muz bahçeleri,  susam ve pamuk tarlaları oldukça yaygındır.

Bu şehrimizin gelişiminde; turizm, ticaret ve tarım büyük rol oynamaktadır. Madencilik ve hayvancılık da, halkın diğer geçim kaynaklarıdır.

 Her yıl, milyonlarca yabancı ve yerli ziyaretçi gelir buraya. Tatil yapmak, dinlenmek ve eğlenmek için her türlü olanak vardır. Adeta yeşilin ve mavinin buluştuğu bir cennettir.

Tarihçesi

Yapılan kazı araştırmalarına göre;  Antalya bölgesinde, 50 bin yıl önce insanların yaşadığı ispatlanmıştır. Bu araştırmalar Antalya’nın kuzeybatısında yer alan Karain Mağarasında yapılmıştır. Eski çağ uygarlıklarından olan Hititler M.Ö.  2000 ve 1400 yılları arasında buralarda yaşamışlardır. Hititler’den sonra, Kilikya, Likya ve Pamfilya gibi devletler bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir. Sonraları;  M.Ö. 7. yüzyıldan-546 yılına kadar Lidyalılar, M.Ö. 546 yılından-336 yılına kadar Persliler buralarda yaşamışlardır. 336 yılında Makedonya’nın Hükümdarı  Büyük  İskender, Perslerin egemenliğine son vermiştir. M.Ö. 336 yılından-188 yılına kadar buralarda Makedonlar’ın hükmü sürmüştür. Bu topraklar için yapılan savaşlarda;  Bergama Kıralı İkinci Attalos  kenti ele geçirmiş ve kentte büyük çaplı yenilikler yaptırmıştır. Bu tarihten itibaren, şehir;  Attleia, Adalia, Adalya gibi adlar almış ve son olarak Antalya adını almıştır. Bergama Kırallığı’nın, Roma İmparatorluğuna katılmasıyla, kent, imparatorluğun yönetimine geçer ancak,  M.Ö.  32 yılına kadar kent için irili ufaklı bi çok savaş yapılır.

İ.Ö 32 yılında son olarak Roma İmparatorluğunda kalan bölgede, M.S. 111 yılına kadar önemli gelişmeler ve yenilikler yaşanır. M.S. 11. Yüzyıldan itibaren kent Hıristiyanlaşmaya başlar. M.S. 7. Yüzyılda Araplar bölgeyi egemenliği altına alırlar. Bölge, 1085 yılında Anadolu Selçukluları’nın eline geçer. Doğu Romalılar ve Anadolu Selçukluları arasında, 1120 yılına kadar 6 defa el değiştirir. Sonraları buralarda çeşitli beylikler hüküm sürerler ve 1391 yılında Antalya Bölgesi, Osmanlı egemenliğine geçer.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra,  29 Nisan 1919’da Antalya bölgesi, İtalyanlar tarafından işgal edilir. Kurtuluş  Savaşın’da halkın da büyük desteğiyle,  5 Temmuz 1921’de bölge tamamen işgalden kurtarılır ve Cumhuriyet döneminde bölgede büyük gelişmeler  ve devrimler  yaşanır. Bununla birlikte nüfusu da hızla artmaya devam eder.

İklimi ve doğal güzellikleri sayesinde,yabancı ve yerli  tatilciler bu bölgeye yoğun ilgi göstermişler ve bölgenin kalkınıp büyümesine katkıda bulunmuşlardır. Lara’da, Konyaaltı’nda, Hurma’da v.b. yeni yerleşim yerleri kurulmuştur. Çok katlı konutlar ve alışveriş merkezleri yapılmıştır. Şehrin caddeleri ve parkları; palmiye ağaçlarıyla ve çiçeklerle donatılmıştır.

İklim özellikleri

Genellikle sıcak bir havası vardır ve yaz ayları oldukça sıcak geçer. Hava sıcaklığı yaz aylarında ortalama; 30-34 derece arasında, kış aylarında ise 9-15 derece arasındadır. Bu şehirde nerdeyse hiç kar yağmaz. Şehrin ortalama yıllık nem oranı %64 civarındadır.

Gezilecek  ve  Tarihi Yerler

Kaleiçi: Surlarla çevrilmiş olan kentin eski  merkezine, günümüzde kaleiçi denilmektedir. Kaleiçi’ndeki evler genellikle yığma taşlardan ve ağaçtan yapılmıştır. Kaleiçi, günümüzde yerleşim yeri olmaktan çok; yabancı ve yerli  ziyaretçilerin uğradığı eğlence, dinlenme, gezip görme ve  alışveriş yeri olmuştur.

Yat Limanı:  Antalya limanı, eskiden gemilerin ticari amaçlı kullandığı bir limandı. Fakat sonra, şehrin batısına büyük bir liman inşa edildi ve bu eski liman da, yat limanı olarak kullanılmaya başlandı.

Hadrian Kapısı (Üç Kapılar):  Romalılar zamanında yaptırılmış olan yapının dış kısmını  zaman içerisinde, şehir surları kapatmıştır. Bu yüzden kapı, uzun süre kullanılamamıştır. Bazı çalışmalar sayesinde, kapı tekrar ortaya çıkarılmıştır. Kapı: iki katlıdır, üst kısımlarında kubbe şeklinde 3 tane açıklık vardır. Her iki yanında birer kule vardır.

Kesik Minare:  Yapılan araştırmalara göre; yapının, M.S. 5. Yüzyıla ait eski bir tapınak üzerine, Bazilika olarak yapıldığını gösteriyor. Osmanlı Sultanı Korkut tarafından camiye çevrilmiş ve bir minare eklenmiştir. Yapının minaresinin ağaç olan kısmı, çıkan bir yangında yanmış olduğu için, halk tarafından kesik minare olarak adlandırılmıştır. Kesik minare içinde;  Eski Çağ Uygarlıkları’na, Doğu Roma İmparatorluğu’na ve Selçuklu Devleti’ne ait yapılar bulunduğu için ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Hıdırlık Kulesi:  Yüksekliği  14 metre civarında olan kulenin alt kısmı kare, üst kısmı da silindir şeklindedir. Eski çağlardan kalma olan yapının;  savunma için yada işaret ateşi yakmak için kullanıldığı sanılmaktadır.

Yivli Minare ve Külliyesi:  Kale Kapısı semtinde bulunur ve bir çok Selçuklu eserinden oluşur. Külliyede;  Yivli Camisi, Yivli Minare,  Selçuklu Medresesi,  Gıyaseddin Keyhüsrev Medresesi,  Zincirkıran Türbesi, Nigar Hatun Türbesi ve Mevlevi Evi bulunur.

 Yivli Minare 13. Yüzyıla ait bir Selçuklu eseridir. Gövde kısmı tuğladan ve renkli çinilerden yapılmıştır. 8 yivli olan minarenin yüksekliği  38 metredir ve 90 basamaklı bir merdivenden çıkılmaktadır.

Eski Kentler

Perge:  Antalya’nın 18 km doğusunda, Düden ve Aksu akarsularının arasında yer alır. Bulgulara göre; truva Savaşından dönen  Riksos, Mapsas ve Kalçhas adlı kişiler tarafından kurulduğu düşünülmektedir. Perge’deki tiyatronun hemen yakınındaki stadyum 12 bin kişiliktir. Stadyumun alt kısmında 30 tane oda vardır. Ayrıca yuvarlak iki tane kulesi vardır.

Aspendos:  Antalya’nın Serik ilçesine 4 km uzaklıktadır. Yunan eski tarihine göre; Argoslu kolonislerce bulunmuştur. Aspendos, Helenistik çağın önemli yerleşim yerlerinden biriydi. Romalılar döneminde de önemli bir ticaret şehri olarak kullanılmıştır. Agora şehrin merkezindedir ve yakınında 105 metre uzunluğunda bir Bazilika vardır.

Termessos:  Toros dağlarının üzerinde, 1050 metre yüksekliğe kurulmuş bir eski kenttir. Termessos; milli park ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır. İçinde çok sayıda hayvan ve bitki türü bulunmaktadır. Eski zamanlarda Termessos kentinde yaşamış olanlara, Solym’ler denirdi. Solym’ler, Anadolu kökenlidirler.

Phaselis:  M.Ö. 7. Yüzyılda Rodoslu’lar tarafından kurulan kent, uzun yıllar Likya’nın limanı olmuştur. Kentte; agora, tiyatro ve hamamlar vardır. Kentin merkezi ile yüksek yerlerine kurulmuş olan yerleşim yerleri arasında su kanalları vardır.

Olimpos ve Çıralı (Yanartaş):  Olimpos M.Ö. 2. Yüzyılda vadi içine kurulmuş olan bir liman kentidir.  Çok güzel bir sahili vardır ayrıca  deniz burada çok temiz ve berraktır. Çıralı, Olimpos kentinin yanındaki köyün adıdır. Bu köyün tepelerinde, doğal gaz sızıntısının oluşturduğu  yanan taşlar vardır ve hiç sönmeden yanmaya devam ederler.

Myra (Demre):  Kaş ile Finike arasında yer alır. M.Ö. 5. Yüzyılda kurulmuş Likya’nın önemli kentlerinden birisiydi. İçinde St. Nicholas Kilisesi,  tiyatro ve kaya mezarları vardır. St. Nicholas (Noel Baba olarak ta bilinir) M.S. 4. Yüzyılda yaşamış bir azizdir.

 

VestaEstate.com emlak ilan portalımızda; satılık, kiralık ve yatırımlık gayrimenkul ilanlarını bulabilirsiniz.

E-mail:
Şifre:
Şifremi unuttum.
Kayıt ol